çünkü yoksa insanın annesi yanında…

ben diyorum kimse inanmıyor
şarkıların bir anlamı yok
çünkü yoksa insanın annesi yanında
ve boynuna sarılan bir yâri yoksa
yoksalar içinde bocalamak marifet değil
bunu bana vermeyin, tek başımayım, savunmasızım
uçurumlar biriktiriyorum gömlek cebimde
bu sebepten başım dumanlı,
herkesin vurulduğu yerde ben daha önce kanamıştım
bir başımaydım, yalın ayaktım, belki yanlıştım, öyle denk gelmişti
yapacak bir şey yoktu, gidecek bir yer olmadığı gibi
yine akşamlardan bir akşam işte çok abartmamak lazım
çünkü bir adamın yirmi dört saati akşamsa
çünkü bir adam gün yirmi dört saat güneşini batırmışsa
bu seyrettiğiniz manzara değil
çünkü doğmuyor güneş, çünkü çamur ayaklarım
belki yağmur yağmıştır bizden önce buralarda
yakışıklı adamlar ve güzel kızlar da vardır
eğreti duruyorum, kimsenin yanına yakışmıyorum
fotoğraflarda gülemiyorum, çünkü ben
çünkü ben gülüşlerimi infak ettim ihtiyaç sahibi bir martıya
çünkü ben ilk değil, infilak ettim kaç kere,
şimdi bu okuduklarınız ve bu manzara
inanın bana, bana ait değil
bana ait değil bu eller
bana ait değil bu gözler
bana ait değil bu ayaklar, olur olmadık yerlere giderler
çünkü akşamdır, çünkü efkarın en yakışıklı saatidir
şimdi bir aşka yelken açsam nuh tufanı geri gelir
şimdi bir şarkıdır mırıldanmaya başlasam
biliyorum, adım gibi biliyorum, notalar infilaka gelir
depremler istiyorum, hiç durmadan depremler
ardı ardına…
ve hiç durmadan sarsılsa yeryüzü
biliyorum, sakinlik tuhaf gelir
ve ben öyleyim, yıkıntılardan sesleniyorum
sesimi duyan var mı?

bu hep böyle midir
bir şair bir şiire
bir şarap bir hayyam’a
bir rakı bir neyzen’e
bir küfür bir can babaya
bir memleket bir nazım’a
ahmed abinin leyla’sı laftan anlamaz
bütün leyla’lar biraz laftan anlamaz
“bir bozuk saattir yüreği” turgut abinin
hep tomris’te durur, bize de uyar
bir susam bir simide, bir simit bir martıya
bir martı denize hasret
ben hep sana, deniz kenarında

paldır küldür bir sevdaya dökülüyorum
dikiş tutmuyor yaralarım
yırtılıyor gökyüzü
yine akşamlardan bir akşam

“şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam…”